Anasayfa , Ön Resim , Berlin’de Uluslararası Gençlik Sempozyumu Başarıyla Gerçekleştirildi!

Berlin’de Uluslararası Gençlik Sempozyumu Başarıyla Gerçekleştirildi!

Berlin’de 10 Ocak Cumartesi günü Yeni Demokratik Gençlik (YDG) tarafından gerçekleştirilen Enternasyonal Gençlik Sempozyumu başarıyla tamamlandı. Sempozyuma Fransa, Almanya, Filipinler, Tunus, İrlanda, Kıbrıs, Kanada, İspanya, Bangladeş, İsviçre ve Nepal’den toplam 15 gençlik örgütü katıldı. Sempozyum, Emperyalist Savaş Tehlikesi ve Gençlik, Bölgesel Direnişler ve Gençliğin Mücadele Deneyimleri, Antiemperyalist Mücadelede Gençliğin Tarihsel Rolüile Gençliğin Enternasyonal Mücadelesi ve Birliği başlıkları altında yürütüldü ve bu çerçevede dünya genelinde gençliğin karşı karşıya olduğu krizler ile mücadele deneyimleri kapsamlı bir biçimde ele alındı.

Sempozyum, dünya genelinde devrim ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşu ve Enternasyonal marşının okunmasıyla başladı. Açılış konuşmasında, dünya genelinde içinde bulunulan tarihsel süreç ve 3. Emperyalist Savaş tehlikesine dikkat çekildi. Konuşmada, sempozyumun gençliğin emperyalist saldırılara ve kapitalist krizlere karşı ortak bir mücadele zemini oluşturması açısından acil bir ihtiyaç olduğu vurgulandı. Ayrıca, emperyalist sistemin gençliğe yönelik ekonomik, siyasi ve ideolojik saldırılarının ancak enternasyonal dayanışma ve ortak mücadeleyle karşılanabileceği ifade edilerek, sempozyuma katılan tüm kurumlara bu sorumluluk bilinciyle etkinliğe katıldıkları için teşekkür edildi.

Açılış konuşmasının ardından sempozyumun ilk başlığı olan Emperyalist Savaş Tehlikesi ve Gençlik tartışmalarına geçildi. Bu bölümde Yeni Demokratik Gençlik (YDG ), Unité Communiste (Komünist Birlik – Fransa), Kommunistische Jugend (Komünist Gençlik – Almanya), Anti Imperialist Action Ireland (Anti-Emperyalist Eylem – İrlanda) ve Revolutionary Workers’ Party (Devrimci İşçi Partisi – İspanya) konuşma yaptı.

İlk konuşmayı yapan Yeni Demokratik Gençlik (YDG), emperyalist savaş tehlikesinin kapitalist sistemin derinleşen krizlerinin bir sonucu olduğunu ve bu sürecin özellikle gençliği hedef aldığını vurguladı. YDG, savaşların bireysel ya da geçici siyasi tercihlerden değil, emperyalist devletlerin pazarlar, doğal kaynaklar ve siyasal egemenlik mücadelesinden kaynaklandığını ifade etti. Emperyalist savaş hazırlıklarının yalnızca dış saldırganlıkla sınırlı kalmadığı, aynı zamanda içeride baskının, polis şiddetinin ve hak gasplarının artırılmasıyla sürdürüldüğü belirtildi. Militarizmin gençliğe “gelecek”, “güvenlik” ve “eşitlik” söylemleriyle sunulmasının sistematik bir ideolojik manipülasyon olduğu vurgulandı. Gençliğin tarihsel olarak devrimci dönüşümlerin öncüsü olduğuna dikkat çekilerek, egemen sınıfların asıl korkusunun örgütlü gençlik olduğu ifade edildi. Konuşma, emperyalist savaşlara karşı enternasyonalizm, örgütlenme ve sınıf mücadelesinin büyütülmesi çağrısıyla sona erdi.

YDG’nin ardından söz alan Kommunistische Jugend (Komünist Gençlik – Almanya), emperyalist savaş tehlikesinin Almanya’daki gençlik üzerinde giderek belirleyici bir korku ve aynı zamanda politik bilinç yarattığını dile getirdi. KJ, Bundeswehr’in sosyal medya, okullar ve kamusal alanlar üzerinden yürüttüğü yoğun propaganda faaliyetlerine rağmen gençliğin önemli bir bölümünün zorunlu askerlik ve ordu hizmetine karşı çıktığını ifade etti. Bu savaş karşıtı tutumun Filistin’le dayanışma eylemleri, üniversite işgalleri ve zorunlu askerlik karşıtı okul grevleriyle somutlaştığı belirtildi. Konuşmada, emperyalizmin merkezlerinden biri olan Almanya’da gençliğin yaşadığı korkunun devrimci bir mücadele gücüne dönüştürülmesinin ve sosyalist devrim hedefiyle örgütlenmenin acil bir görev olduğu vurgulandı.

Bir diğer konuşmacı olan Unité Communiste (Komünist Birlik – Fransa), Ukrayna’daki savaş ve Avrupa genelinde hız kazanan yeniden askerîleştirme süreci üzerinden gençliğin emperyalist politikalar karşısındaki konumunu değerlendirdi. Burjuvazinin gençleri hem doğrudan savaşın bir parçası haline getirmek hem de ideolojik olarak gerici çizgilere bağlamak için yoğun bir saldırı yürüttüğü ifade edildi. Fransa özelinde, gençlerin bir bölümünün zorunlu askerliği destekler hale geldiği ve La France Insoumise gibi sosyal-demokrat yapılar aracılığıyla reformist bir hegemonya kurulduğu belirtildi. Reformist solun gençliği emperyalist ideolojiye yönlendirdiği ve devrimci alternatiflerin önünü tıkadığı vurgulandı. Konuşma, gençliğin militarist ve gerici baskılara karşı bilinçlenmesinin ve devrimci seçenekler etrafında örgütlenmesinin hayati önem taşıdığına dikkat çekerek sona erdi.

Anti Imperialist Action Ireland / Revolutionary Irish Socialist Republican Movement (Anti-Emperyalist Eylem – İrlanda) konuşmasında, dünya genelinde derinleşen emperyalist kriz ve yaklaşan emperyalist savaş tehlikesine dikkat çekti. ABD ve müttefiklerinin artan askeri saldırganlığının yeni bir emperyalist savaşı gündeme getirdiği ifade edilirken, devrimci güçlerin bu süreci yalnızca protestolarla değil, örgütlü ve devrimci bir mücadeleyle karşılaması gerektiği vurgulandı. İrlanda devrimci hareketinin tarihsel deneyimlerine değinilerek, emperyalist savaşların ulusal kurtuluş ve sosyalist devrim açısından birer fırsat olarak ele alındığı hatırlatıldı. Güncel olarak İrlanda’da İngiliz işgali, ülkenin bölünmüşlüğü ve NATO’ya dahil edilme girişimlerinin gençliği ve emekçi sınıfları doğrudan hedef aldığı belirtildi. NATO’ya karşı mücadelenin, emperyalist savaşa karşı direnişin merkezi başlıklarından biri olduğu vurgulanırken, konuşma enternasyonal devrimci dayanışmanın güçlendirilmesi çağrısıyla tamamlandı.

İlk başlık kapsamında son konuşmayı yapan Devrimci İşçi Partisi (İspanya) / Revolutionary Workers’ Party, emperyalist sistemin sermaye-emek çelişkisi, bağımlı ülkelerle yaşanan gerilimler ve büyük güçler arası rekabet nedeniyle derin bir kriz içinde olduğunu ifade etti. ABD-Çin gerilimi ve artan askeri harcamaların yeni bir dünya savaşı riskini büyüttüğü, özellikle Avrupa’da silahlanmanın bu tehditle meşrulaştırıldığı belirtildi. Avrupa Birliği ile ABD arasındaki ilişkinin askeri ve ekonomik bağımlılığa dayandığı, buna karşın AB içinde ciddi çıkar çatışmaları ve bölünmeler yaşandığı vurgulandı. Konuşmada, emperyalist krizle birlikte Batı ülkelerinde aşırı sağ ve faşist eğilimlerin güç kazandığı, demokratik hakların hızla gerilediği ifade edildi. İspanya özelinde ise göçmen karşıtı söylemler ve savaş ihtimali üzerinden artan askeri harcamaların topluma kabul ettirilmeye çalışıldığına dikkat çekildi. Devrimci İşçi Partisi, bu tabloya karşı işçi hareketinin yeniden örgütlenmesi, halk hareketlerinin genişletilmesi ve güçlü bir anti-emperyalist mücadelenin yükseltilmesi çağrısında bulundu.

İspanya Devrimci İşçi Partisi’nin konuşmasının ardından katılımcılar söz alarak değerlendirmelerini, eleştirilerini ve önerilerini paylaştı. Yapılan tartışmaların ardından sempozyumun ilk konu başlığı sona erdi.

Sempozyumun İkinci Oturumunda Bölgesel Direnişler ve Gençliğin Mücadele Deneyimleri Tartışıldı

Sempozyumun ikinci oturumu, “Bölgesel Direnişler ve Gençliğin Mücadele Deneyimleri” başlığıyla gerçekleştirildi. Bu bölümde, dünyanın farklı coğrafyalarında gençlik mücadelesinin güncel durumu ele alınırken, bölgesel direniş pratikleri ve mücadele deneyimleri katılımcı örgütler tarafından paylaşıldı. Oturumda Patriotic Democratic Revolutionary Youth Organization (KIFAH – Tunus, Yurtsever Demokratik Devrimci Gençlik Örgütü), Anakbayan (Filipinler, Filipinler Gençlik Örgütü), Revolutionary Student-Youth Movement (Bangladeş, Devrimci Öğrenci-Gençlik Hareketi) ve Revolutionary Youth Association of Nepal (RYAN – Nepal, Nepal Devrimci Gençlik Derneği) konuşma yaptı.

Oturumun ilk konuşmasını Patriotic Democratic Revolutionary Youth Organization (KIFAH – Tunus, Yurtsever Demokratik Devrimci Gençlik Örgütü) gerçekleştirdi. KIFAH, küresel kapitalizmin derinleşen krizi ve yükselen üçüncü emperyalist savaş tehdidinin özellikle gençliği hedef aldığını vurguladı. Arap coğrafyasında gençliğin işsizlik, siyasal baskı ve emperyalist bağımlılık koşulları altında yaşadığı belirtilirken, 2011 ayaklanmalarının hem gençliğin devrimci potansiyelini hem de örgütsüzlüğün sınırlarını açığa çıkardığı ifade edildi. Tunus’taki Manich Msamah ve Gabès’teki Stop Pollution hareketleri ile Filistin direnişinde gençliğin öncü rolü örnek gösterildi. KIFAH, anarşist eğilimler ve örgüt karşıtlığının gençlik hareketlerini zayıflattığını ifade ederek, örgütlü ve Marksist-Leninist bir perspektifin gençlik mücadelesi için zorunlu olduğunu vurguladı ve emperyalizme karşı enternasyonal gençlik dayanışması çağrısı yaptı.

KIFAH’ın ardından söz alan Anakbayan (Filipinler, Filipinler Gençlik Örgütü), ülkenin güncel durumunu aktararak mücadelenin bölgesel boyutunu ortaya koydu. Anakbayan konuşmasında, Filipinler’in ABD destekli Marcos yönetimi altında yarı-sömürgeci ve yarı-feodal bir kriz içinde olduğunu belirtti. Yabancı sermayeye bağımlılık, artan borç yükü, düşük üretim ve kitlesel iş kayıplarının halkın yaşam koşullarını ağırlaştırdığı, iklim felaketlerinin ise çevresel talan ve devlet ihmaliyle birleşerek tarımı ve yerleşim alanlarını yok ettiği vurgulandı. Bu koşullar altında özellikle gençler ve öğrenciler öncülüğünde yolsuzluk karşıtı protestoların yaygınlaştığı ve Marcos ile Duterte yönetimine yönelik istifa çağrılarının güç kazandığı ifade edildi. Anakbayan, gençliğin işçiler ve köylülerle birleşerek ulusal demokrasi ve anti-emperyalist mücadelede belirleyici rol oynadığını vurguladı ve Filipin diasporasının da bu mücadeleyle bağlarını güçlendirmesi gerektiğini belirtti.

Bangladeş’ten Revolutionary Student-Youth Movement (Devrimci Öğrenci-Gençlik Hareketi – Bangladeş) ise vize engelleri nedeniyle sempozyuma fiziki olarak katılamadı; ancak gönderdiği mesajla tartışmalara katkı sundu. Mesajda, üçüncü emperyalist dünya savaşı tehlikesinin yükseldiği bir dönemde gençliğin birleşik anti-emperyalist mücadelesinin acil bir görev olduğu vurgulandı. Gazze’de süren soykırım ile Afrika, Asya ve Latin Amerika’daki düşük yoğunluklu savaşların emperyalist sistemin ortak ürünü olduğu ifade edildi. Ayrıca, Bangladeş’te 2024’te kitlesel gençlik ve öğrenci ayaklanmasıyla Awami-Hasina rejiminin devrildiği, ancak sürecin dini-faşist ve emperyalizm yanlısı güçler tarafından gasp edildiği belirtildi. Örgüt, Hint yayılmacılığına karşı mücadelenin devrimci bir çizgide yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, Marksizm-Leninizm-Maoizm temelinde enternasyonal anti-emperyalist dayanışmanın güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Bangladeş’ten gelen mesajın ardından, sempozyuma çevrimiçi olarak katılan Revolutionary Youth Association of Nepal (RYAN – Nepal, Nepal Devrimci Gençlik Derneği) söz aldı. RYAN adına konuşan Dorchi Sherpa, Nepalli gençliğin geçmişte 10 yıl süren Halk Savaşı sırasında ülkenin yüzde 80’ini kontrol eden Halk Kurtuluş Ordusu’nun bir parçası olduğunu hatırlattı. Ancak bugün gençliğin ekonomik sömürü, işsizlik ve emperyalist müdahaleler nedeniyle kendi tarihlerini dahi yorumlayamaz hale geldiğini ifade etti. Konuşmada, milyonlarca gencin eğitim ve istihdam olanaksızlıkları nedeniyle yurtdışında kölelik benzeri koşullarda çalışmak zorunda kaldığı vurgulandı. RYAN, ulusal düzeyde yolsuzluk ve kötü yönetime karşı mücadele yürütürken, uluslararası düzeyde emperyalist ve yayılmacı güçlere karşı dayanışmanın zorunlu olduğunu belirtti. Filistin, Filipinler, Bangladeş ve Tunus’taki gençlik mücadelelerinin ortak derslerine dikkat çekilerek, gençliğin bölgesel ve küresel ölçekte örgütlenmesinin önemi vurgulandı.

Yapılan sunumlar ve katılımcıların katkılarıyla ikinci oturum, yürütülen tartışmaların ardından sona erdi.

Üçüncü Oturumda Gençliğin Anti-Emperyalist Mücadeledeki Tarihsel Rolü Ele Alındı

Sempozyumun üçüncü oturumu, “Antiemperyalist Mücadelede Gençliğin Tarihsel Rolü” başlığıyla gerçekleştirildi. Bu bölümde Young Struggle (Gençlik Mücadelesi), REBELL (Almanya, Almanya Gençlik Örgütü), Union of Cypriots (Kıbrıs, Kıbrıslılar Birliği), Comité de Jeune Garde Strasbourg (Fransa, Strasbourg Gençlik Muhafızları Komitesi) ve Revolutionäre Jugend Zürich (İsviçre, Zürih Devrimci Gençlik) konuşma yaptı.

Oturumun ilk konuşmasını yapan Young Struggle (Gençlik Mücadelesi), emperyalist savaş tehlikesinin derinleştiği günümüz koşullarında gençliğin tarihsel sorumluluğuna dikkat çekti. Lenin, Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’in mirasına atıfla “ya sosyalizm ya barbarlık” ikileminin bugün de geçerliliğini koruduğu vurgulandı. Filistin’de süren soykırım, emperyalist saldırılar ve Avrupa’daki baskı ortamı örnek gösterildi. Young Struggle, gençliğin anti-emperyalist mücadelede yalnızca dayanışmanın değil, kendi ülkelerindeki sınıf mücadelesinin de aktif bir öznesi olduğunu belirtti. Konuşma, enternasyonal bağların güçlendirilmesi ve devrimci mücadelenin büyütülmesi çağrısıyla sona erdi.

Young Struggle’ın ardından söz alan Revolutionäre Jugend Zürich (RJZ – İsviçre, Zürih Devrimci Gençlik), Zürih’te gençliğin uzun soluklu devrimci pratiğini aktardı. RJZ, 18 yılı aşkın süredir süren mücadelenin 1 Mayıs eylemleri ve Dünya Ekonomik Forumu (WEF) protestolarında somutlaştığını belirtti. Gençliğin emperyalist savaşlara, neoliberal küreselleşmeye ve yerel baskılara karşı sokakta militan bir mücadele yürüttüğü ifade edilirken, Vietnam’dan Irak’a, Filistin ve Kürt hareketlerine uzanan uluslararası dayanışma geleneğinin sürdürüldüğü vurgulandı. RJZ, örgütlü ve bilinçli gençliğin emperyalizme karşı küresel mücadelenin merkezinde yer aldığını belirtti.

Ardından söz alan REBELL (Almanya, Almanya Gençlik Örgütü), gençliğin tarihsel rolünü Almanya özelinde ele aldı. Konuşmada, Alman işçi gençliğinin geçmişte sosyal-şovenizme ve faşizme karşı yürüttüğü mücadeleye ve Liebknecht ile Luxemburg’un antimilitarist mirasına dikkat çekildi. Günümüzde Almanya’da yeniden askerlik tartışmaları ve artan militarist politikalar karşısında gençliğin ideolojik olarak kuşatılmaya çalışıldığı belirtildi. REBELL, reformist yaklaşımlara karşı gençliği gerçek sosyalizm ve enternasyonal anti-emperyalist mücadele etrafında örgütlemenin önemine vurgu yaptı. 5 Aralık’ta gerçekleşen kitlesel protestoların gençliğin direniş potansiyelini gösterdiği ifade edilerek, 2026 yılının devrimci gençlik açısından bir sınav yılı olacağı belirtildi.

Kıbrıs’tan Union of Cypriots (Kıbrıslılar Birliği) adına yapılan konuşmada ise, gençliğin tarih boyunca anti-emperyalist mücadelenin ön cephesinde yer aldığı vurgulandı. Cezayir’den Filistin’e, Yunanistan’dan Mısır’a uzanan direnişlerde gençlerin belirleyici rol oynadığı ifade edilirken, Kıbrıs özelinde EOKA döneminden 1974 işgaline kadar gençliğin silahlı ve sivil direnişte ön saflarda yer aldığı hatırlatıldı. Konuşmada, geçmiş direniş deneyimlerinin bugün birleşik ve demokratik bir Kıbrıs mücadelesi için önemli dersler sunduğu belirtildi.

Üçüncü oturumun son konuşmasını Comité de Jeune Garde Strasbourg (Fransa, Strasbourg Gençlik Muhafızları Komitesi) gerçekleştirdi. Konuşmada, Fransa’da faaliyet yürüten Jeune Garde örgütünün Fransız devleti tarafından yasaklandığı hatırlatıldı. Jeune Garde’ın Fransa’nın en büyük ve en etkili gençlik örgütlerinden biri olduğu, bu nedenle devlet tarafından bir tehdit olarak görüldüğü ve kapatıldığı ifade edildi. Ancak yasaklara rağmen örgütün farklı isimler altında mücadelesini sürdürdüğü vurgulandı. Temsilci, Fransa gençliğinin anti-emperyalist ve anti-faşist mücadelede önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, örgütlenmenin güçlendirilmesi ve enternasyonal mücadelenin yükseltilmesi çağrısıyla konuşmasını tamamladı.

Comité de Jeune Garde Strasbourg’un konuşmasının ardından üçüncü oturum sona erdi.

Sempozyumun 4. ve son başlığında “Gençliğin Enternasyonal Mücadelesi ve Birliği” ele alındı. Bu oturumda, önümüzdeki dönemde enternasyonal gençlik hareketlerinin ortaklaştırılması ve mücadele perspektifinin güçlendirilmesi tartışıldı. Sempozyuma katılan tüm kurumlar söz alarak, gençlik mücadelesinin nasıl büyütüleceğine dair görüşlerini ve önerilerini paylaştı. Konuşmalarda ortak olarak, yaklaşan emperyalist savaş tehlikesine karşı gençliğin bilinçlendirilmesi, örgütlenmenin güçlendirilmesi ve uluslararası dayanışmanın derinleştirilmesi gerektiği vurgulandı.

Kurumlar, gençliğin yalnızca kendi ülkelerinde değil, uluslararası düzeyde de enternasyonal bir güç olarak hareket etmesinin önemini öne çıkardı. Ortak mücadeleyi büyütmenin yolları olarak, uluslararası gençlik örgütleri arasında sürekli ve stratejik ilişkilerin kurulması, deneyim paylaşımı ve koordineli eylem ağlarının güçlendirilmesi öne çıktı. Ayrıca, farklı coğrafyalarda yükselen baskı, işsizlik ve militarist politikalar karşısında gençliğin bilinçlendirilip örgütlü bir şekilde mücadeleye kanalize edilmesinin kritik olduğu belirtildi.

Tüm konuşmaların ortak noktası, enternasyonal dayanışmanın somut örgütlenmelerle desteklenmesi ve gençliğin anti-emperyalist mücadelede etkin bir güç olarak sahada yer almasının gerekliliğiydi. Sempozyum, bu ortak perspektifin geliştirilmesi ve önümüzdeki dönemde uluslararası gençlik hareketlerinin güçlendirilmesi çağrısıyla konuşmalar sona erdi.

Konuşmaların ardından, sempozyumun sonuç bildirgesi Yeni Demokratik Gençlik tarafından okundu. Sonuç bildirgesinde, gençliğin emperyalizm, kapitalist sömürü, faşizm ve her türlü baskıya karşı mücadelede ön saflarda yer aldığı vurgulandı. Gençlerin işsizlik, güvencesiz çalışma, eğitim hakkının gaspı ve geleceksizlik gibi sorunlarla kuşatıldığı ifade edildi. Bildiride, gençliğin ulusal sınırları aşan bir enternasyonal dayanışmayla örgütlenmesi gerektiği ve emperyalist savaşlara, militarizme ve militarist propagandaya karşı ortak mücadele hatlarının örülmesinin önemi vurgulandı. Ayrıca, faşizme, ırkçılığa, şovenizme ve cinsiyetçi politikalara karşı gençliğin örgütlenmesi ile ulusal kurtuluş ve sınıf mücadelelerinden çıkarılan derslerin güncel mücadeleye taşınması çağrısı yapıldı. Sempozyum, gençliğin devrimci sınıf mücadelesinin aktif ve bilinçli bir öznesi haline gelmesinin kritik bir görev olduğu belirtildi.

Sempozyum sonuç bildirgesinin okunmasını ardından, kapanış konuşması gerçekleştirildi. Yapılan konuşmada, içerisinden geçilen süreç ve gelecek sürecin gençliğe yönelik saldırıların daha da artacağı bir tabloyu beraberinde getireceğine değinilirken, buna paralel olarak mücadelenin de güçleneceği vurgulandı. Bu süreçleri örgütlü, ortak ve enternasyonal bir çizgide karşılamanın gençliğe ve tüm ezilenlere büyük kazanımlar getireceğinin altı çizildi. Konuşmanın sonunda sempozyuma katılan tüm kurumlara teşekkür edilirken, sempozyum sonrasında gerçekleşecek olan LLL (Lüksemburg, Liebknecht, Lenin) Yürüyüşü’ne çağrı yapıldı. Kapanış konuşması sonrasında enternasyonal sloganlarla sempozyum coşkulu bir şekilde sona erdi.